444 24 00
7/24 Yanınızdayız

AIG Çevremize Sahip Çıkıyor

22 Ocak 2014

Türkiye’de 2006 yılından bu yana Çevre Kirliliği Sigortası ile iş ortaklarının ihtiyaçlarını karşılayan AIG Sigorta, 2014 yılından itibaren ticari sigortalar bünyesinde Çevre Kirliliği Sigortaları departmanını kurarak bu alanda büyümeyi ve daha çok iş ortağına ulaşmayı hedefliyor.

AIG Sigorta’nın yönetici yetiştirme programı çerçevesinde Çevre Kirliliği Sigortaları branşında eğitim alarak, yeni kurulan Çevre Kiriliği Sigortaları Departmanı’nın yetkilisi olarak atanan Emir Erdur, “İlk olarak 1981 yılında ABD’de başlamış olduğumuz Çevre Kirliliği Sigortalarını ülkemizle tanıştırmakla kalmayıp, bu konudaki 30 yılı aşkın tecrübemizi ve bilgi birikimizi de Türkiye’ye getiriyoruz” dedi.

Firmaların Yasal Sorumlulukları

Çevre Kirliliği Sigortası’nın henüz zorunlu bir sigorta olmadığının, ancak firmaların çevreye verilen hasarlardan ötürü sorumlu tutulduğunun altını çizen Erdur şunları söyledi: “Türkiye’de Çevre Kirliliği sigortaları çok yeni bir ürün olmakla birlikte, firmaların bu konudaki sorumlulukları yasal mevzuat ile çok önceden tanımlanmıştır. Anayasa’nın 56. Maddesinde belirtildiği üzere ‘Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.’ 2872 ve 5312 sayılı Çevre Kanunları ise firmaların sorumluluklarını ve yasal yaptırımları daha net bir ifade ile detaylandırmıştır; ‘...kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler.’

AB Süreci ve Artan Denetimler

Çevre kirliliği konusunda artan duyarlılığa dikkat çeken Erdur şöyle devam etti: “Gerek Avrupa Birliği müzakereleri çerçevesinde açılan fasıllar neticesinde gelişen yasal mevzuatlar, gerek küreselleşen dünyadaki ticari anlaşmalardan doğan sorumluluklar, gerekse çevreye karşı duyarlılık bilincindeki artış paralelinde yasal mercilerin çevre denetimleri her geçen gün artıyor.”

2872 No’lu Kanun’da belirtilen “Kirleten Öder” prensibi sonucunda “firmalar ciddi anlamda mali yaptırımlar ile karşı karşıya kalacak” diyen Erdur, “1 Eylül 2011 tarihinde yürürlüğe giren Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının Çevre Kirliliği Sigortalarının ülkemizde yaygınlaşmasını sağlayacak olan en önemli unsurlardan biri oluğunu” vurguladı.

Çevre Kirliliği Sigortası'nın Farkı

Halen var olan bazı sorumluluk ve yangın poliçeleri her ne kadar küçük limitler ile çevre kirliliği teminatı içeriyor olsa da bu poliçelerin sigortalıların ihtiyaçlarını limit olarak karşılayamadığını dile getiren Erdur, bu poliçelerin sadece ani ve kaza en oluşan hasarlara teminat verebildiği için, tedrici kirlenme gibi maliyeti yüksek hasarların otomatik olarak kapsam dışında kaldığının altını çizdi.

Piyasada yanlış bilinen bir hususa da dikkat çeken Erdur, Tehlikeli Madde ve Tehlikeli Atık Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nda gerek ani ve kazaen kirlenme gerekse tedrici kirlenme teminatının bulunmadığını ve firmalara yüksek maliyet yükleyebilecek olan temizleme masraflarının kapsam dışında olduğunu vurguladı. Kıyı Tesisleri Deniz Kirliliği Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’na da değinen Erdur, bu sigortanın da sadece deniz yetki alanlarında oluşan ani ve kazaen kirlenmelere teminat sağladığını fakat hava kirliliği, toprak veya yeraltı suyu kirlenmelerinin teminat dışında olduğuna dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.

Sigorta Kapsamı

Çevre Kirliliği Sigortası’nın kapsamı hakkında bilgi veren Erdur şunları söyledi: “Çevre Kirliliği Sigortası sigortalı mülk içinde, üzerinde veya altında ani ve kazaen veya tedrici olarak başlayan kirlenmenin gerek sigortalı mülk içerisinde gerekse sigortalı mülk dışarısında sebep olduğu temizleme masrafı ile birlikte bu hasarlardan dolayı 3. şahıslara gelebilecek maddi ve bedeni hasarları kapsıyor. Çevre Kirliliği Sigortası sigortalı arazisi dışında oluşan kirlenmelere teminat sağladığı gibi, buna ek olarak sigortalı arazisinde oluşan kirlenme hasarlarını da poliçe kapsamına alıyor.”

Erdur, tüm iş ortakları ve müşterilerin çevre sorumluluk sigortası alanında engin deneyime sahip olan AIG risk kabul ve hasar tespit ekipleri tarafından desteklendiğini, müşterilerin kazanılması ve elde tutulması için birlikte çalışıldığını da belirtti.

Ek Teminatlar

Ana teminatlara ek olarak “taşıma” faaliyetleri sırasında taşınan yükten meydana gelebilecek çevre kirliliği hasarlarının, çevre kirliliğine bağlı olarak oluşan “iş durması kaybının” da ek teminat ile poliçeye dahil edilebileceğini belirten Erdur, “Ayrıca devamlılık tarihinden önce başlayan kirlenmelerin de poliçe süresinde ortaya çıkması durumunda, sigortalılar karşılaşabileceği hasar taleplerini yine ek teminat ile poliçeye ilave edilebilecekler” diye konuştu.

Yüklenicilerin Sorumluluğu

Yüklenicilerin, taşeronların ve servis sağlayıcılarının faaliyetleri sırasında oluşabilecek çevre kirliliği risklerine de değinen Erdur, bu risklere karşı da teminat sağlayan ayrı bir Çevre Kirliliği poliçelerinin bulunduğunu belirtti. Erdur, ilgili teminatın, inşaat projelerinin yanı sıra, üçüncü şahıs arazilerinde faaliyet gösteren yükleniciler için de sağlanabileceği gibi poliçenin yüklenici adına işveren tarafından yaptırılabilmesinin yanında sadece tek bir proje için veya yüklenicinin sene içerisinde gerçekleştireceği tüm projeler için de satın alınabilme opsiyonunun bulunduğunu vurguladı.

Çevre Kirliliği hasarlarında erken ve bilinçli müdahalenin önemine dikkat çeken Erdur, doğru aksiyonların doğru zamanda alınması gerektiğinin altını çizerek şunları söyledi: “AIG Sigorta Türkiye ve dünya genelinde sahip olduğu uzman hasar kadrosu ve uzun yıllardır beraber çalıştığı çözüm ortağı çevre danışmanı firmalar ile birlikte hasar yönetimini en mükemmel ve hızlı şekilde gerçekleştiriyor.”

‘Hasar Ödemekten Memnunuz’

AIG olarak son beş yıl içinde Çevre Kirliliği Sigortalarında dünya genelinde yıllık ortalama 300 milyon dolar hasar ödediklerini belirten Erdur, bilhassa son üç sene içinde de Türkiye’de ödedikleri hasarlarla iş ortaklarının yanında yer almalarının kendilerini memnun ettiğinin altını çizerek yaşanan bu hasarlar sayesinde Türkiye’de Çevre Kirliliği Sigortalarına olan ilginin hızlı bir şekilde artacağına inandıklarını belirtti.

Çevre Kirliliği Sigortası’nın ülkemizde az bilindiğini ve ürün farkındalığını yaratmak için acente, broker ve iş ortaklarına ürün hakkında eğitim verdiklerini belirten Erdur, Çevre Kirliliği Sigortası’nın ülkemizde yaygınlaşması durumunda tüm paydaşların bundan fayda sağlayacağının altını çizdi.

Türkiye’de tek bir olayda 50 milyon dolara kadar tazminat ödeme kapasitelerinin olduğunu belirten Erdur, “Esnek ve sigortalılarımıza özel çözümlerimizle birlikte sigortalılarımız dilerlerse zorunlu sorumluluk poliçeleriyle birlikte Çevre Kirliliği poliçesini tek bir paket poliçede alabilecekler” dedi.


Okumaya Devam Edin

Trafik Kazaları Sigorta Kapsamına Alındı

29 Kasım 2010 Pazartesi
2 yıldır kaza sonrası hastane masraflarını vatandaş kendi ödemek zorunda kaldığını söyleyen SGK Başkanı Emin Zararsız, yaptıkları değişiklikle bu durumun önüne geçtiklerini söyledi.

DASK, Zorunlu Deprem Sigortası için Ankara'da Akademisyenlerle Buluştu

29 Kasım 2010 Pazartesi
DASK, Zorunlu Deprem Sigortası bilincini artırma ve sigortayı yaygınlaştırma çalışmaları kapsamında akademisyenlerle yaptığı toplantıların ikincisini Ankara’da düzenledi.

Sigorta Tüketicileri İnternete Yönelecek

05 Nisan 2011 Salı
TSRŞB Başkanı Hulusi Taşkıran, '5-10 lira fark yaratabilirim umuduyla trafik poliçesi için birkaç acenteden fiyat araştıran sigorta alıcısının, birkaç sene sonra bu poliçeleri internet vasıtasıyla alması çok uzak bir ihtimal değil' diye konuştu.