444 24 00
7/24 Yanınızdayız

Ertan Fırat: Yıl Sonunda Reel Büyüme

24 Haziran 2010

Sigortacı Gazetesi

ertan fırat - yıl sonunda reel buyumeİlk 3 ay değerlendirildiğinde, otomotiv sektöründe bir hareketlenme olduğuna değinen Aviva Sigorta Genel Müdürü Ertan Fırat, araç satışlarındaki artışın sigorta sektörünü pozitif yönde etkilediğini söyledi. “Bankacılık sektörüne baktığımızda ise özellikle bireysel kredilerde hareketlenme olduğunu görüyoruz. Bu iki gelişmeyle sektörün büyümesi söz konusu olabilir” diyen Fırat, Türkiye ekonomisi için öngörülen yüzde 4 - 4,5 büyüme beklentisinin yılın ilk yarısındaki ivmeyle yüzde 6 olabileceğini kaydetti. Fırat sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sigorta sektörüne iyi anlamda etki edecektir. Bir diğer pozitif gelişme ise enflasyondaki düşüş eğilimi. Bu iki veriyi harmanladığımızda sigorta sektöründe ciddi bir reel büyüme söz konusu. Bu reel büyümenin yüzde 5 - 10 arasında olma olasılığını yüksek görüyorum. Tahminen prim büyümesi maksimum yüzde 15 - 18 arasında olur. Her ay yayımlanan verilere göre otomobile bir talep artışı söz konusu. Yani hareketlenme devam ediyor. Ekonomide büyüme sinyalleri geçen senenin son çeyreğinden beri kendini hissettiriyor. Bu çerçeveden bakınca bu durumun bize pozitif yansıması olacaktır diye düşünüyorum. Otomotivde vergi indirimleri (ÖTV) olmuştu. Bu da sigorta sektörünü bir dönem etkiledi. Bu sene yangın branşında rekabet nedeniyle koşullar aynı olmasına rağmen fiyat rekabetinden dolayı ortalama yüze 15’lik bir prim azalması söz konusu. Ticari ve endüstriyel yangın risklerinde böyle bir problem var. Otomotivde ise kasko ve trafikte de geçmiş yıla göre ortalama araç sigortası primlerinde bir miktar artış var. Yani poliçe başına düşen primde yükselme, trafikte, kaskoda ve sağlıkta oldu. Sağlıktaki artış ağırlıklı olarak şirketlerin biraz daha işin gereklerine uymaya başlamasıyla doğru orantılı, risk primini daha doğru yansıtmaya yönelik, sonuca odaklı, kâr amaçlı hareketten dolayı gerçekleşti. Geçmişte portföyü büyütmek adına zarar üretecek bir fiyatlamaya gidildi ve büyük bir zarar görüldü. Şimdi o zarardan kurtulma ve para kazanma içgüdüsüyle doğru fiyatlamaya geliş söz konusu.”
 

‘Önemli olan ürünü çeşitlendirmek’

 
“Yeni üründe mesele bir ürünü nasıl lanse ettiğiniz, hangi özelliklerini ön plana çıkardığınızla ilgili” diyen Ertan Fırat, bugün Türkiye pazarına bakıldığında satılan ürünlerin belli ürünler olduğunu söyledi. En fazla ürün satışının ferdi kaza, trafik, kasko, konut ve sağlık branşlarında gerçekleştiğini söyleyen Fırat, “Sonuçta ürün yapıları belli. Bu ürünleri çeşitlendirmek önemli, yeni ürün dediğimizde aslında yeni bir şey yaratılmıyor” dedi. Fırat sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni ürün ihtiyacından ziyade bence şirketlerin bundan sonraki süreçte, ailelere veya müşterilere en az sorun çıkartacak şekilde tekniğe dönmeleri lazım. Bir ürün satılıyor, sigortalı o ürüne ihtiyaç duyduğu anda sattığımız ürün onun yaşadığı probleme çözüm getirmiyor. Bundan kurtulacak tekniğe dönmemiz lazım. Bir diğer konu da, hasar anı. Hasar anı, sigorta hizmetinin ortaya çıktığı an. Tüketicinin oradaki psikolojisi ve beklentilerini karşılayacak bir hizmet bütünselliği sunuyor olmamız gerekiyor. Mesela Türkiye’deki yapı Anglo-Sakson tarzı yaklaşıma dönebilir. Yani nelerin sigortalanmadığı belirtilir. Onun dışında her şey sigortalanmış demektir. Bizim ürün tasarım tarzımız ve yasal altyapı, sigorta genel şartları, bunun arkasındaki hukuki mevzuat buna engel değildir diye düşünüyorum. Bu konsept bugün yapılabilir. Özellikle Avrupa’da bu tarz ürün sunan şirketler var. Zaman içerisinde sorumluluk sigortalarında mutlaka bir hareketlenme olacak. Burada bir yasa çıktı diye ertesi gün her şeyin buna kurgulanacağını veya bu sonucu doğuracağını beklemek çok doğru olmaz diye düşünüyorum. Bu bir zaman olayıdır. Yasal sistemimizin sorumluluk doğuran alanlara yönelik hızlı hareket edebilecek bir yapıya gelmesi lazım. Kişiler kendi sorunları nedeniyle oluşan birtakım zararlara ve başkalarının göreceği zararlara yönelik, hukuk sisteminden dolayı çok hızlı bir şekilde yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceklerini bilmeliler. Hukuk sisteminin hızlı işlediği ve kişiye çok ciddi maddi külfetler getirdiği bir sosyal ortam olursa, böyle bir birime ihtiyaç duyulur. Mesela zorunlu deprem sigortası söz konusu. Zorunlu olmasına rağmen yüzde 26-27 penetrasyon oranı var. Ya kişiler bunu içselleştirecek ve diyecek ki bu riski taşımak istemiyorum çünkü ciddi bir külfeti olacak ve bilecek ki bundan kurtuluşu yok. Yani sosyal ve ekonomik yapı bunu zorunlu kılacak. Ya da bir takım kontrol ve yasal düzenlemelerle bunun penetrasyonunu artırmak söz konusu. Fakat tabiî ki gelişecek. Hiç risk taşımak istemeyen insanlar var. Bu tür insanlara dokunarak, buna yönelik bir satış tekniği kullanarak, aracılarla o insanları ziyaret edip anlatarak, birey birey ikna ederek yol alabiliriz. Ama bu çok kısa sürede bir sorun üretmez. Uzun vadede gidilebilecek bir yol diye düşünüyorum. Mutlaka gelişecek bir alan olarak görüyorum.”
 

‘Acentelerimiz kendilerini özel hissediyorlar’

 
Acentelerini çeşitli aktivitelerle ödüllendirdiklerini söyleyen Ertan Fırat, düzenlenen gezilere katılan acentelerin yakaladıkları uyum neticesinde yılda 5-10 kere kendilerinin de bir araya geldiğini söyledi. “Orası bence bir aile ortamı. Nasıl ailenizle aylar öncesinden yaz tatili planı yaparsınız, o aktiviteye katılan acentelerimiz de bütün yılı o özlemle geçirdiler. Çünkü o artık herkesin özlemle beklediği planın bir parçası” diyen Fırat, acenteleriyle gittikleri bölgeler için gezi planını enine boyuna, ince detaylarına kadar düşünerek planladıklarını ifade etti. Fırat sözlerini şöyle sürdürdü: “Gittiğimiz yerde ekibin damak zevkine uymayan bir yemek kültürü varsa bile biz onu damak keyfine uygun hale getirebilecek kompozisyonlar üzerinde çalışıyoruz. Bir turizm şirketiyle çalışmamıza rağmen kendi şirketimizin içerisinde her şeyle tek tek ilgilenen insanlar oluyor. Topluluğun mutlu olup keyif alacağı şeyler planlıyoruz. Yani bu aktiviteler üstünde çok çalışılmış, ince ayrıntılarına kadar düşünülen bir alan. Bu açıdan da acentelerin çoğu gerçekten keyif alıyor, çünkü kendilerini özel hissediyorlar. İki sene gidip, üçüncü sene gidemeyen ve hayal kırıklığı yaşayan acentelerimiz var. İlk defa aramıza gelip, çok farklı bulduklarını söyleyenler de var. Biz bir de gittiğimiz yerin kültürüne dokunmaya dikkat ediyoruz. Sadece gezi değil, gittiğimiz yerden kazanımlarla dönecek bir kurguda planlama yapıyoruz. Hem tarihi hem kültürel özelliklerini özümseyerek geri dönmeye yönelik çabalıyoruz. Bana kalırsa bu son Bangkok ve Phuket gezimiz 10 üzerinden 9’un altında bir notu hak etmiyor.”
 

‘Avivanet Acente portalı, iletişimi kuvvetlendiriyor’

 
“Acente portalındaki temel amacımız özellikle acentelerin operasyonel işlerini de bu alandan yapabilmeleri. Yani tek bir giriş ekranından şirketin bütün kanallarına ulaşabilecekleri bir yapıyı dizayn ediyoruz. Bu ekranda acentelerimiz günün fırsat alanlarını, kampanyaları görebilecekler. Müşterilerine çapraz satış imkânları sunabilmeleri konusunda acentelerimizi yönlendirebileceğiz. Bir başka müşterisine neyi, nasıl satabilir gibi. Dışarıdan bizi arayan müşterilerimizi acentelerimize yönlendiriyoruz. Bunu daha etkin ve verimli yapabilmek adına bu tür şeyleri portal üzerinden acentelerimize yönlendiriyor olacağız. Dolayısıyla acentemiz ekranı açtığında o gün bizim kendisine yönlendirdiğimiz bir arayan varsa bunu da görebilecek. Böyle bir ekran üzerinden günlük faaliyetlerini, bizim onlara ilettiğimiz mesajları, yapacağımız kampanyaları, o kampanyadaki pozisyonunu, kendisinin şirket içindeki durumunu görebilecek. Dolayısıyla aktivitelerini çok daha sağlıklı, verimli yönetebileceği bir kurguda yapabileceği etkin bir platform olacak.”

Okumaya Devam Edin

İkinci El Otomobilde Hasar Kontrolü

08 Haziran 2010 Salı

Sigorta Bilgi Merkezinin uzun bir süredir üzerinde çalıştığı ve yine Türkiye'de bir ilki temsil edecek olan SMS Projesi tamamlanmış ve devreye alınmıştır.

Şirketlerin Öncelikli Hedefi Online Satışı Artırmak

04 Haziran 2010 Cuma

AMPD Benchmark Araştırması'na göre Online pazarlama ve yeni online hizmetler ise ikincil öncelikler olarak ortaya çıkıyor.

Sigortacılık Büyümesini Sürdürecek

10 Haziran 2010 Perşembe
Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, “Uzun vadede bakılırsa sigorta sektörü Türkiye’de gelişmekte olan bir sektördür ve daha da gelişme potansiyeli var” dedi.